CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Meclis’te yaptığı konuşmada, daha sürecin başından itibaren parlamentonun bu meselenin merkezinde yer alması gerektiğini savunduklarını aktardı.
“Çözümün Adresi Meclis’tir”
Özel, “Bu konunun çözüm mercii Meclis’tir anlayışıyla hareket ettik. Komisyon oluşturulduğunda çalışmalara katıldık. Tüm engelleme girişimlerine karşın müzakere masasından kalkmadık. AK Parti ve diğer siyasi partilerle zaman zaman aynı zeminde buluştuk, zaman zaman farklı görüşler savunduk; ancak yapıcı katkılarımızı hiçbir aşamada esirgemedik” ifadelerini kullandı.
Komisyon raporuna destek verdiklerini ve rapora imza atanlar arasında yer aldıklarını da sözlerine ekledi.
“Süreç Ciddi Bir Özensizlikle Yürütüldü”
İktidarın süreci yönetme biçimine yönelik eleştirilerini dile getiren Özel, toplumsal uzlaşı sağlanması için ortaya çıkan fırsatın gereği gibi kullanılmadığını belirtti. “Mevcut siyasi iktidar, bu süreci son derece özensiz bir biçimde yönetti. Görüşmeler kapalı kapılar ardında gerçekleştirildi ve toplumun genelini ilgilendiren bu konu, iki taraf arasında yürütülen dar bir pazarlık alanına indirgendi” dedi.
“Milletin Barış Hakkını Her Şeyin Önünde Tutuyoruz”
Özel, yasaya itiraz etme yetkilerinin bulunduğunu hatırlatarak, bu yetkiyi toplumun beklentilerinin üzerinde tutmayacaklarını ifade etti. “Bu yasaya karşı çıkma yetkisine en fazla sahip olan bizleriz; ancak bu yetkimizi, halkımızın barışa olan hakkının önüne koymayacağız” diyen Özel, Meclis sürecinin vatandaşların beklentileri doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini vurguladı.
“Ben ve Yönetici Arkadaşlarım Evet Oyu Vereceğiz”
Özgür Özel, konuşmasının devamında kendisi ve partisinin yönetici kadrosunun yasa teklifine destek vereceklerini duyurdu. “İktidarı değil, milletimizi referans alarak ve bu metne tamamen kefil olmasak da barışın sorumluluğunu üstlenerek, Türkiye’nin önünü açacak bir sorumluluğu omuzluyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım, tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk bilinciyle bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz” açıklamasını yaptı.
Özel, bu kararın iktidara verilmiş bir destek olarak algılanmaması gerektiğini, Türkiye’nin geleceği açısından üstlenilmiş bir sorumluluk olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
